Çok Satanlar


33 € + KDV

37 € + KDV

94 € + KDV

159 € + KDV

777 € + KDV

88 € + KDV

Profesyonel Ses Kartları Hakkında

Profesyonel Ses Kartları Hakkında

PROFESYONEL SES KARTLARI

Ses kartları icat edilmeden önce bilgisayarlardan sadece şöyle bir ses duyardık; “bip”... Bu ses, özellikle uyarı amaçlı kullanılmaktaydı. Mesela bizlere bilgisayarın açıldığını bildirir veya sistemde herhangi bir hata varsa bizleri uyarırdı.

1990’lardan itibaren ses kartlarının üretimi ile birlikte bilgisayarların içine dahili ses kartları takılmaya başlandı ve her kullanıcı, bilgisayar alırken içine takacağı ses kartının özelliklerini de araştırıp, kendi kullanım amacına yönelik uygun olanını seçmeye başladı. Özellikle oyunlarda ve bilgisayardan 5.1 surround sistemler ile film izlemede büyük değişim ve eğlence ortamı yaratan bu gelişme, profesyoneller için gerek dahili, gerekse harici ses kartları üretilmesi ile günümüze kadar gelişerek kayıt teknolojilerinin tamamen dijital ortama taşınmasını sağladı.

“Bip” sesi ile başlayan bu serüven, günümüzde yüksek rezülasyonlu ses kayıtlarının yapılarak komple bir albümün her aşamasının tamamlanmasına ve dijital ortamlarda dinleyicilere iletilmesine imkan verdi.

SES KARTI MODELLERİ

Ses kartı modelleri içinden kullanım amacınıza en uygun olanını belirlemeniz çok önemlidir. Zaman içinde ihtiyaçlarınız değişebilir ve doğru seçilmiş, bu değişime ayak uydurabilecek bir ses kartı modeli para kaybınızı önleyecektir.

Ses kartlarını genel olarak ikiye ayırabiliriz; Dahili ve Harici

DAHİLİ SES KARTLARI

-          Entegre Ses Kartları

Günümüzde neredeyse her bilgisayar anakartın üzerine entegre edilmiş bir ses kartı ile birlikte gelmektedir. Bu ses kartları her ne kadar bilgisayardaki sesin kullanıcılar tarafından duyulmasını sağlasa da, profesyonel kullanım için tasarlanmamıştır. Ses kartının bileşenleri arasında yer alan DA çevirici (digital-to-analog converter) ve AD çevirici (analog-to-digital converter) kaliteleri düşüktür ve profesyoneller tarafından kullanılmamaktadırlar.

-          PCI/PCIe Ses Kartları

Bilgisayar anakartı üzerinde bulunan PCI ve PCIe yuvalarına takılabilen ses kartları bu kategorinin içinde yer almaktadır. Türünün ilk örneği, Haziran 1992’de sektöre sunulan ve zamanında çok popüler olmuş Creative Labs’in “Soundblaster 16” ses kartı, o dönemlerde bilgisayar anakartlarında bulunan “ISA” (Industry Standart Architecture) yuvalarına takılan 16-Bit dahili bir ses kartı idi. Daha sonra bilgisayarların teknolojilerinin gelişmesi ve dolayısı ile hızlarının artması ile birlikte anakartlar üzerinde yer alan yuvalar PCI (Peripheral Component Interconnect) ve daha sonra da PCIe (PCI Express) olarak değiştirilmiştir.

PCIe harici ses kartlarının kullandığı USB, Firewire, vs bağlantılara göre daha hızlı bir veriyoluna sahiptir. Ancak, kullanım fonksiyonları ve direkt olarak bilgisayarın içine takılmaları sebebi ile taşınabilir olmamaları, bu kartları günümüzde daha az tercih edilen ses kartları sınıfına sokmaktadır. PCIe ses kartlarına örnek olarak RME HDSPe RayDAT’ı gösterebiliriz. Bu ses kartı üzerinde bulunan 4x ADAT dijital giriş/çıkış sayesinde 32-kanal dijital ses sinyalini bilgisayarınıza bir seferde taşıayabilir, bilgisayarınızdaki programlar aracılığı ile seslerde gereken işlemleri yapabilir ve yine bir dijital harici miksere 32-kanal olarak aynı anda gönderebilirsiniz.

Sisteminiz içinde hali hazırda SPL 2Control tarzında bir monitör kontrol ünitesi var ise ve masaüstü bilgisayar kullanıyorsanız, PCIe tarzında ses kartlarını seçebilirsiniz. Bu kartlar performans olarak çok iyi sonuç verecektir ve sizi uzun zaman yarı yolda bırakmaz. Yine RME firmasının HDSPe AIO model PCIe ses kartı çoklu analog kanal giriş/çıkış ve dahili mikrofon preamplifikatör ihtiyacınız yok ise, sizlere en iyi çözümü güçlü performansı ile birlikte sunmaktadır.

HARİCİ SES KARTLARI

-          USB Ses Kartları

USB ses kartları ilk olarak USB 1.0 standardında üretilmiş harici ses kartları idi ve aynı anda kaydedilen ve geri çalınan ses kanal sayısı, bit oranı, vs gibi özellikleri kısıtlı idi. 27 Nisan 2000 tarihinde USB 2.0’ın sunulması ile birlikte profesyonellerin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabilecek ses kartları üretimi gerçekleşti. Veriyolu hızı 1.0 ve 1.1 USB standardında düşük hızda 1,5Mbps ve tam hızda 12Mbps iken, USB 2.0’da bu hız 480Mbps’ye çıkmıştır. Profesyonel ses kartlarında pek bulunmayan USB 3.0 veriyolu hızı 5Gbps ve 3.1 veriyolu hızı 10Gbps’dir. Tüm dünyada ilk (ve bildiğimiz kadarı ile şu an için tek) USB 3.0 arabirime sahip ses kartı, sektörün lider ses kartı firmalarından RME’nin 196-kanal giriş, 198-kanal çıkışı ile MADIface XT modelidir.

Küçük bir kıyaslama yapmak gerekirse;

USB 1.0 ve 1.1 24-Bit / 96kHz’de 2-Kanal ses kaydı ve çalımını sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilirken, USB 2.0 16-kanala kadar sorunsuz bu işlemi gerçekleştirebilmektedir. Bu durum USB 3.0’da ise aynı koşullarda 48-kanala kadar çıkmaktadır.

USB ses kartlarında gecikme (latency), UAC 1 (USB Audio Class 1 –yani USB 1.0 ve 1.1)’de 4 milisaniye civarlarında iken, USB 2.0 (USB Audio Class 2)’da 500 mikrosaniye’ye kadar gerilemiştir.

Ses kartlarında gecikmeye sebep olan sadece USB’nin standardı değildir elbette. DA çeviriciler, kullanılan yazılım, ses kartı sürücüleri, vs gibi sistemin gerek hardware, gerekse software tarafındaki diğer bileşenlerinin etkileri de gecikmenin artmasına sebep olmaktadır.

-          Firewire Ses Kartları

Firewire teknolojisi (IEEE 1394) özellikle audio ve video uygulamaları için Apple tarafından geliştirilmiştir. 1999 yılından 2011 yılına kadar üretilen Apple bilgisayarların bir çoğunun üzerinde standart olarak gelen Firewire yuvası, 2011 yılından sonra Apple’ın Thunderbolt’a geçmesi ile birlikte popülerliğini yitirmiştir. Steve Jobs 2008 yılında Firewire’ın bittiğini vurgulamıştır. Nitekim, 2012 yılından itibaren Apple bilgisayarlar üzerine Thunderbolt bağlantı eklenmiştir.

Firewire’ın en büyük avantajı; bulunan yuva üzerinde başka bir paylaşıma izin vermemesi, dolayısı ile USB bağlantılarda zaman zaman rastlanan çakışmaların elimine edilmiş olmasıdır. Ayrıca, veri transferi anlamında her ne kadar teknik olarak Firewire 400 USB 2.0’dan daha yavaş görünse de, genel yapısı ve audio/video uygulamaları için özel olarak tasarlanmış olması sebebi ile aralarında kaydadeğer bir fark olmamakla beraber, USB 2.0’dan performansı ve stabilitesi daha iyidir diyebiliriz.

Ses kartlarında iki adet Firewire bağlantı kullanılmaktadır; Firewire 400 ve Firewire 800. Veri transferi olarak bakıldığında Firewire 400 400Mbps, Firewire 800 ise 800Mbps değerlerine ulaşabilmektedir. 

RME’nin Fireface 800 ses kartı ses kalitesi, teknik özellikleri, giriş/çıkış sayısı ve Firewire 800 yuvası sayesinde “daisy chain” bağlanabilir olması sebebi ile (4 adet Fireface 800’ü birbirine bağlayarak aynı anda bilgisayarınıza inanılmaz sayıda giriş/çıkış yapabilme imkanı sunar) sektörde lider haline gelmiş ve hala birçok profesyonel tarafından kullanılmaktadır. RME, bu efsane kartı geliştirerek ve Firewire teknolojisinin avantajlarını elinde tutarak Fireface 802 ses kartını sektöre sunmuştur.

Firewire’ın USB’ye göre en büyük dezavantajı ise genel olarak PC’lerin üzerinde bu bağlantının hazırda bulunmamasıdır diyebiliriz. PC bilgisayar kullananların çoğu bu tarz bir ses kartı tercih ettiğinde ekstra bir yatırım daha yaparak aldıkları ses kartı ile uyumlu çalışabilecek chipset’e sahip bir Firewire kartı almak durumunda kalıyorlar. RME, bu durumu da düşünerek Fireface 802 üzerine ayrıca USB bağlantı yuvası da eklemiş ve böylelikle ses kartını Firewire 400, Firewire 800 ve USB 2.0 bağlantılardan herhangi birine sahip bilgisayarda kullanabilme imkanını sunmuştur.

-          Thunderbolt Ses Kartları

Thunderbolt, veri transferi anlamında aslında yeni bir teknoloji değildir, kabaca “PCI Express” bağlantıdır da diyebiliriz. Yani bilgisayara arada USB’de olduğu gibi çevirici çipler olmadan direkt olarak bağlantı yapmanın formülüdür ve dolayısı ile harici ünitelerde veri transferinin hızlandırıldığı bir bağlantı şeklidir. Her ne kadar amatör/yarı-profesyonel kullanım için ara kabloları yeterli ise de, profesyonel kullanım ortamları için biraz zayıf ve kullanışsız kalmaktadır.

Tam da bu sebeple ses kartları konusunda çok önemli bir firma olan RME, MADIface XT model ses kartında USB 3.0 ve yapı olarak Thunderbolt’tan çok daha sağlam olan PCIe bağlantı şeklini tercih etmiştir. Thunderbolt bağlantı kullanmak isteyenler ise çevirici kablolar ile hiçbir kayıp olmadan bu kartı Thunderbolt bilgisayarlarda kullanabilmektedirler. Thunderbolt bağlantıya sahip ve aynı zamanda kolay taşınabilir bir ses kartı da Antelope Audio Zen Tour’dur. Antelope Audio da sadece Thunderbolt bağlantının kullanıcı kaybına yol açacağını düşündüğünden olsa gerek, ses kartı üzerine aynı zamanda USB bağlantı da eklemiştir. Ürünün üzerinde bulunan yüksek kaliteli dört adet mic-pre ve AD/DA çeviricileri, sektördeki önemli ve dikkat çeken ses kartlarının arasına girmesini sağlamıştır.

USB 2.0, 48kHz’de 64-kanal giriş/çıkış yapabilmenize imkan vermektedir. Yani, 48kHz’de aynı anda ses kartınıza 64-kanaldan daha fazla giriş yapacak ve ses kartınızdan 64-kanaldan daha fazla çıkış yapacaksanız, ses kartı bağlantı tercihiniz Thunderbolt olmalıdır. Aksi durumda Thunderbolt bağlantıya audio’da hiçbir şekilde ihtiyacınız olmayacaktır. Hatırlatmak isteriz ki burada bahsedilen kanal sayıları bilgisayarda kullandığınız müzik yazılımınızın içerinde yer alan kanalların sayısı değildir. Bilgisayara aynı anda kayıt edeceğiniz ve/veya aynı anda ses kartınız aracılığı ile dışarı bir ortama (örneğin bir miksere) çıkış yapacağınız kanal sayısıdır. Günümüzde bu kadar fazla kanalın aynı anda kullanımı çok nadir karşılaştığımız, hatta profesyonel stüdyolarımızda görmediğimiz bir durumdur.

Harici Ses Kartlarının Avantajları

Harici ses kartlarının en büyük özelliği; neredeyse tamamının hem Windows işletim sistemi kullanan PC bilgisayarlarda, hem de OSX işletim sistemi sunan MAC bilgisayarlarda kullanılabiliyor olmalarıdır.

Harici ses kartlarının bir diğer avantajı ise “taşınabilir” olmalarıdır. Bu sayede bu kartları notebook’unuza bağlayıp, örneğin canlı bir konseri rahatlıkla kaydedebilirsiniz.

Harici ses kartlarının notebook çantanıza rahatlıkla sığabilecek ve herhangi bir güç kaynağına gerek duymadan notebook’unuzdan USB bağlantısı üzerinden enerjiyi alarak çalışan versiyonları olduğu gibi, profesyonel stüdyolar için üretilmiş çok ve çeşitli analog ve dijital formatlarda giriş/çıkışlara sahip 19” boyutlarında “rack” versiyonları da bulunmaktadır (örnek; RME Fireface UFX+Antelope Audio Goliath gibi). Bu tarz ses kartları sizlere aynı anda bir çok enstrüman kaydı imkanı verdiği gibi, üzerlerinde bulunan yüksek kaliteli AD/DA çeviriciler sayesinde yüksek rezülasyonlu tam profesyonel kayıtlar alıp, yine çoklu kanallar ile örneğin bir analog miksere bu sesleri tek tek yaymanıza ve sesler üzerinde ayrı ayrı çalışmanıza imkan verir. Bu tarz cihazların üzerinde bulunan Class-A kategorisindeki kaliteli mikrofon pre-amplifikatörleri sayesinde bir çok mikrofon bağlayarak örneğin bir davul kayıdı alabilirsiniz.

Özetle, ses kartı alırken ihtiyaçlarınız doğrultusunda bir ses kartı seçmelisiniz. İhtiyaçlarınızı, gelecek zaman diliminde yapacaklarınızı da düşünerek belirlemelisiniz. 

Bir ses kartı alırken sormanız gereken sorular ve tavsiyelerimiz


Soru: 
Bilgisayar olarak PC mi, Mac mi kullanmalıyım?
Tavsiye: Mac’ler pahalıdır. Ancak, PC’lere göre her ne kadar PC kullanıcıları kabul etmek istemese de daha “stabil”dir. PC aldığınızda virüslere karşı ciddi koruma önlemleri almak ve mümkün olduğu kadar gereksiz programları bilgisayarınıza yüklemekten kaçınmanız gerekir.

Soru: Hangi bağlantı yoluna sahip ses kartı almalıyım; USB, Firewire, Thunderbolt?
Tavsiye: USB, her bilgisayarda olması sebebi ile tercih edilmelidir. Ancak, özellikle Mac ile çalışıyor ve fazla sayıda giriş/çıkışa sahip olmak istiyorsanız Firewire veya daha hızlı bir çözüm olan Thunderbolt’a yönelebilirsiniz. Şunu unutmamak lazım; USB 2.0 size 64-kanal giriş ve çıkış imkanını sorunsuz olarak sunmaktadır. Bundan daha fazlasına günümüz koşullarında ihtiyacınız olacağını düşünmüyoruz. Bazı ses kartları birden fazla bağlantı yolunu sizlere sunmaktadır. Mac kullanıyor olursanız dahi, bu tarz kartlara yönelmeniz ileride değişme ihtimali olabilecek bilgisayar sisteminiz için daha iyi olacaktır. Örnek; RME Fireface 802’de Firewire ve USB bağlantı yuvaları bulunmaktadır veya Antelope Audio Zen Tour’da hem USB, hem de Thunderbolt bağlantı yuvaları mevcuttur.

Soru: Kaç adet analog girişe ve çıkışa ihtiyacım olacaktır?
Tavsiye: Eğer kayıt ve miksinizi bilgisayar içinde bitiriyor ve dışarıdan compressor, EQ, vs gibi analog cihazları miksinize entegre etmiyorsanız ve aynı anda en fazla 2-kanal analog kayıt yapıyorsanız, sizin için 2-kanal analog giriş/çıkışa sahip USB bir ses kartı yeterli olacaktır.

Soru: Bunlardan kaç tanesi line, kaç tanesi enstrüman ve kaç tanesi mikrofon olmalı?
Tavsiye: Minimum 1x enstrüman, 1x Mikrofon (ve doğal olarak 2x Line) kanal kaydı yapabilecek bir ses kartını tercih etmenizde fayda var. Genel olarak sektördeki tüm ses kartları bu özellikleri sizlere sunmaktadır. Eğer aynı anda mesela 4-kanal enstrüman kaydı almayı planlıyorsanız, 4 adet Hi-Z girişe sahip bir ses kartına yönelmenizde fayda var. Örneğin; RME Fireface 802

Soru: Kayıtlarımı alırken aynı anda kaç mikrofon kullanmalıyım ve ses kartında kaç adet mikrofon preamplifikatör olmalı?
Tavsiye: Bu noktada öncelikle şu kararı vermeniz gerek; Mikrofon preamplifikatör olarak ses kartı üzerinde yer alan mic-pre’leri mi kullancaksınız, yoksa dışarıdan hardware olarak özel seçtiğiniz mic-pre(leri) mi? Her halukarda minimum 1 mikrofon girişine sahip ses kartı almanızda fayda var (eğer sadece miks veya mastering yapmıyorsanız). Ancak, stereo kayıtlar alabileceğiniz bir kayıt odanız mevcut ise bu sayıyı 2’ye, hatta davul kaydı gibi çoklu mikrofon kullanacağınız kayıtları almak istiyorsanız bu sayıyı 8’e çıkartmalısınız. Unutmayın ki mikrofon sayınız arttıkça akustiği güzel bir şekilde tasarlanmış gerçek bir kayıt odasına ihtiyaç duyacaksınız. Eğer böyle bir ortamınız yok ise, profesyonel stüdyolara gidip bu tarz kayıtlarınızı orada gerçekleştirmeniz, işinizin kalitesi anlamında daha iyi olacaktır.

Soru: İleride bu mikrofon girişlerinin sayısını artırmam gerekirse –mesela davul kayıdı yapma ihtimalim olursa, nasıl bir kart seçmeliyim? 
Tavsiye: Böyle bir amacınız var ise mikrofon girişi fazla olan ses kartlarına yönelmenizde fayda var (örnek; Antelope Audio Zen Studio. Bu ses kartı üzerinde 12 adet mikrofon pre-amp bulunmaktadır.

Soru: Ses kartı üzerinde bulunan dijital giriş ve çıkışların hangi formatlarda olması gerekiyor?
Tavsiye: Dijital giriş ve çıkışların nasıl olması gerektiğine sisteminizi kontrol ederek karar verebilirsiniz. Ses kartları üzerinde birçok dijital giriş/çıkış tipi bulunmaktadır; AES/EBU, ADAT, MADI, S/PDIF, TDIF, vs... ADAT hala günümüzde çoğu cihazda var olan 8-Kanal genel kabul görmüş dijital ses formatıdır. Alacağınız ses kartının dijital çıkışlarını kullanarak örneğin bir dijital miksere yönlendirme yapacaksanız, ses kartınızda ADAT olmasına dikkat ediniz. Böyle bir durum yok ise S/PDIF (optik veya koaksiyel) 2-kanal dijital giriş/çıkış sizin için yeterli olacaktır. Stüdyonuz daha komplike bir stüdyo ise veya canlı konser kayıtları, vs almak istiyorsanız, tek seferde 64-kanal dijital ses sinyali taşıyabilen MADI giriş/çıkışına sahip bir ses kartı düşünmenizde fayda var; RME Fireface UFX+ gibi.

Soru: Şu an sektörde birçok profesyonel hala 44.1kHz kayıt yapmakta. 96khz’den daha fazlasına ihtiyacım var mı? 
Tavsiye: Günümüzde 24-Bit, 96-kHz bir ses kartı sizin ihtiyaçlarınızı fazlası ile karşılayacaktır.

Soru: Bilgisayar yazılımında kullandığım VST, AAX, AU, vs plug-in’ler miks için yeterli midir? Bazı ses kartları ile beraber sunulan plug-in’ler sebebi ile o kartları mı tercih etmeliyim?
Tavsiye: Ses kartı alırken beraberinde gelen plug-in’lerden ziyade bakmanız gereken kesinlikle o kartın AD/DA çevirici kalitesi, sürücü kalitesi ve desteği, üretici firma güvenilirliği, vs’dir. Günümüzde müzik programları ile beraber gelen ücretsiz plug-in’ler konuya hakim biri için yeterli derecede kaliteyi sunmaktadır. Ses kartı ile gerçekleştireceğiniz iş her ne ise ona hakim değilseniz, zaten hangi plug-in’i kullanırsanız kullanın, sonuç çok da iyi olamayacaktır. İstediğiniz zaman beğendiğiniz plug-in’leri satın alabilir, ancak her istediğinizde sisteminizde yer alan ses kartı gibi “hardware” ürünleri kolaylıkla değiştiremezsiniz. Bu tarz “eklentiler” çoğunlukla firmaların ürünlerin satışlarını artırmak için kullandıkları bir pazarlama stratejisidir. Elbette ihtiyaçlarınızı görecek bir ses kartı aynı zamanda plug-in’leri de size sunuyorsa bu sizin için bir artıdır. Ancak, unutmayınız ki ihtiyaçlarınız doğrultusunda asıl satın almanız gereken ses kartının kendi kalitesidir, beraberinde gelen yazılım, plug-in, vs’ler değildir.

Soru: Ses kartımı seçtim. Bu kartı ne kadar zaman kullanabilirim?
Tavsiye: Bu noktada üretici firmanın desteği devreye giriyor. Bazı firmalar sadece ses kartı değil, birçok ürün tasarlamaktadırlar. Hatta ses kartlarını dışarıda 3. parti firmalara/kişilere tasarlatıp, üretmektedirler. Ve belli bir zaman dilimi sonra o ses kartından desteklerini tamamen çekmektedirler, yeni işletim sistemlerine sürücü üretmemektedirler. Özellikle bu tarz firmaların ses kartlarından uzak durmanızı, alanında yeterli tecrübeye sahip ve desteği ile kendini ispatlamış firmalara yönelmenizi tavsiye ederiz.

TEKNİK BİLGİLER

“ASIO” Nedir?

ASIO (Audio Stream Input/Output) Steinberg tarafından tasarlanmış ve ses kartlarının bilgisayarda kullandığınız Cubase, Logic, vs gibi yazılımlar ile haberleşirken Windows’un gecikmeye sebep olan ve ses kalitesini düşüren bir takım yazılımlarından arınmasını sağlayan, bir anlamda direkt olarak bilgisayardaki müzik yazılımı ve ses kartı arasında iletişimi sağlayan yazılımdır. Tüm yarı veya tam profesyonel ses kartları ASIO sürücüleri kullanmaktadır. Ancak, bazı USB ile bilgisayara bağlanan ve bir anlamda ses kartı gibi çalışan 2-Kanal DA çeviriciler ASIO kullanmamaktadırlar. Zaten bu tarz ürünleri müzik yazılımlarınızda kullanmanız tavsiye edilmez. Bu ürünleri sadece 2-kanal ses duyum kalitenizi artırmak amaçlı –yani müzik dinleme amaçlı kullanabilirsiniz. 

ASIO’nun avantajları kısaca şunlardır; Düşük gecikme (latency), düşük CPU kullanımı, yazılım ile ses kartının tüm giriş ve çıkışları ile direkt bağlantı. 

ASIO ayarlarında yer alan “buffer”ı ne kadar düşürürseniz, seste gecikme o kadar az olur. Ancak, bilgisayarınız da bir o kadar yorulur. Bilgisayarınız ne kadar hızlı ve RAM ne kadar fazla ise, ASIO preformansınız da o kadar artacaktır. Eğer seste atlama/tuhaflık/vs duyuyorsanız ASIO ayarlarınızdaki “buffer” değerini yükseltmenizde fayda olacaktır.

“Zero Latency Monitoring” Ne Demektir?

RME tarafından isimlendirilen ve 1998 yılında Digi96 serisi ürünlerinde kullanılmaya başlanan bu özellik ile ses kartına giren sinyal, direkt olarak yine ses kartının çıkışına verilmektedir. Bu sayede bilgisayar içinde oluşabilecek gecikme “sıfıra” indirilmektedir. RME’nin bu kartları markete sunması sonrası birçok firma aynı tekniği kullanarak “Zero Latency Monitoring” özelliğini ses kartlarına eklemiştir.

Bu özelliği kullanırken kayıt programınızdaki kanalın ses çıkışını kapatmanız, yani “mute” etmeniz gerekmektedir. Ses kartı, giren sinyali direkt olarak yine ses kartının çıkışına bilgisayarınızda var olan hali hazırdaki kayıt edilmiş (veya programlanmış) müzik ile karıştırarak verir. Ses kartının üzerinde bulunan dahili mikser yazılımı sayesinde kayıt alacağınız sinyal ile bilgisayardan gelen sesi dilediğiniz oranda miksleme, pan’lama hatta bazı ürünlerde efekt verme, tonlama gibi şansınız olmaktadır. RME firmasının ses kartları ile beraber gelen TotalMix ve TotalMix FX yazılımları ile bilgisayarınız üzerinden RME ses kartlarındaki USB üzerinden –yani bilgisayarınızdan gelen ses sinyalleri dahil olmak üzere tüm fiziksel giriş ve çıkış ayarlarını yapabilirsiniz. Bu tarz yazılımlar, günümüzde neredeyse her profesyonel ses kartında bulunmaktadır. Ses kartı almadan önce ürünün bu yazılımlara sahip olup olmadığını, ne gibi özellikler içerdiğini, kullanım esnekliğini, vs araştırmanızı tavsiye ederiz.