Çok Satanlar


33 € + KDV

37 € + KDV

94 € + KDV

159 € + KDV

777 € + KDV

88 € + KDV

PMC'nin Avrupa satış müdürü Andy Duffield ile yapılan Müziktek röportajı

PMC'nin Avrupa satış müdürü Andy Duffield ile yapılan Müziktek röportajı

Dünya profesyonel ses monitörü liginin ağır sikletlerinden İngiliz menşei Professional Monitor Company (PMC)’nin Avrupa Satış Müdürü Andy Duffield’ı geçtiğimiz haftalarda Istanbul’da iken yakaladık ve yeni Türkiye Temsilcisi olarak atadıkları BL Müzik’in Istanbul Selamiçeşme’deki ofisinde sizler için soru yağmuruna tuttuk.

Kabin yapımının inceliklerinden kabin seçiminde gözönünde bulundurulması gereken hususlara, hurafelerden gerçeklere, Dünya’yı ve Türkiye’yi ele geçirme planlarına varana kadar biz sorduk, Andy söyledi.

İşte noktasına dokunmadan kayıtlarımıza yansıyanlar...

Röportaj ve tercüme: Mahcem Öztürk

M: Merhabalar. Her ne kadar mesleğin üst seviyelerindekiler gerçeği gayet iyi biliyorlarsa da, forum yazışmalarından edindiğimiz izlenimlerde yeni başlayan müzik yapımcılarının iyi monitörlemenin önemini tam olarak kavrayamadıklarını görüyoruz. Bize monitörler liginde büyükleri küçüklerden ayıran hususlara değinebilir misiniz? Tasarımlarınızda rakiplerinize oranla daha kuvvetli olduğunuzu düşündüğünüz yönler nelerdir?

Andy: Farzedin ki gidip gelen bir telefon hattından ya da tam çalışmayan bir ahizeden telefon görüşmesi yapıyorsunuz. Diğer uçtaki şahsın sesini çok iyi tanıyor olabilirsiniz ama bu şartlarda duyduğunuz ses size tanınmaz bir durumda da ulaşabilir. Şahsın sesi değişmedi ama aradaki ekipman sesin temel karakteristiğine zarar verici bir etki yapmış oldu.

Benzer şekilde, ses prodüksiyonunda veya post-prodüksiyonda faaliyetiniz hangi seviyede olursa olsun (ya da hatta ev veya ticari amaçlı kabinler bakıyorsanız) enstrumanlardan mikrofonlara, outboard’dan miksere, akustik düzenlemeye herşey üzerine harcayabileceğiniz miktarın sınırı yoktur.

Bütün bu faktörlerin neticede ses kalitesi üzerinde bir etkisi olacaktır.

PMC’nin felsefesi şudur; bütün ürünlerimiz mümkün olduğunca doğal ve şeffaf tınlamalı, dinamikleri, yoğunluğu/berraklığı, imajı ve ayırımı sağlayışı eşsiz olmalı.

Uzun yıllar süren araştırmalarımız neticesinde İleri Taşıma Hattı (Advanced Transmission Line) teknolojisinin diğer kabin tasarım formlarına karşı bariz kazanımlar sağladığına inandık.

PMC’nin taşıma hattı tasarımı kabin tasarımını en üst seviyeye eriştirdi. PMC taşıma hattı tasarımları, oldukça detaylı bir kabin tasarımı, özel yapım sürücü hoparlör birimleri ve patentli ses yutma malzemeleri ve teknikleri içerir. Bunların mevcut nispeten daha basit kapalı ve portlu modellere kıyasla sağladıkları kazanımlar da doğal olarak muazzam olmaktadır.

Ana sürücü, taşıma hattı (transmission line) denen, içi ses yutucu akustik malzeme ile yoğun olarak susturulmuş uzun bir tünelin sonuna yerleştirilmiştir. Bu malzeme ana sürücünün arkasından yayılan üst bas ve üstü frekanslardaki titreşimleri emecek şekilde ayarlanmıştır. Dolayısı ile en alt frekanslardaki titreşimler bu hattın ucunda ikinci bir sürücü gibi çalışan geniş bir açıklıktan hatla doğru fazda dışarı çıkar. Bunun avantajı, sürücünün arkasındaki havanın basıncı, sürücüyü daha geniş bir frekans aralığında kontrol etmeye devam ederek distorsiyonu farkedilir bir oranda azaltır.

Distorsiyondaki düşmenin bir yan getirisi de üst bas ve orta frekansların, çok alt frekanslardaki titreşimlerin içine karışmış bir şekilde gelen harmonik distorsiyon titreşimlerinin maskelemesinden kurtulmaları şeklinde kendini gösterir. Bu da karakteristiğe şeffaf bir orta kısım ve baslarda muhteşem bir berraklık olarak yansır. Bu ayrıca eşit boyutlarda ve aynı sürücüleri kullanan standart portlu veya kapalı kabinlerden daha yüksek SPL elde edilebilmesinin ve daha geniş alt bas yayılmasının mümkün olması demektir.

Taşıma hattı (Transmission Line, TL) hareketli bobinli hoparlör kabin tasarımında teorik olarak en ideal ve en karmaşık konstrüksiyon metodudur. Teori iyidir güzeldir ama öte yandan bize dev gibi bir kabine malolur, zira mükemmel taşıma hattı tasarımı, sürücülerin arkasına doğru yayılan titreşimleri tamamen yutabilecek kadar geniş ve akustik olarak yutucu bir iç yapıya sahip olmak durumundadır. Bu da sürücü arkası boşluğunun Steven Hawking’in dahi tahayyül etmekte zorlanacağı sonsuz bir uzunlukta olması demektir.

Bunun en pratiğe dökülebilir uygulaması, kabinin içerisinde boylamasına bir yukarı bir aşağı katlanıp dönen uzun bir tünel oluşturacak şekilde bölmeler yapmaktır. Tünelin en sonunda boyutları hesaplanarak belirlenmiş, odaya açılan bir delik bulunur. Bunun en önemli kazanımlarından biri de bu labirent bütün kabin yapısını baştan sona içeriden bir arada tutar ve kabin duvarlarının iç basınçtan dolayı esnemesiyle ses dalgaları üzerinde oluşan kabin renklendirmesini neredeyse sıfırlar. Taşıma Hattı prensibinin muazzam alt frekans uzanabilirliği sebebiyle, başarılı bir tasarım için kabin bütünlüğü ve iç panel susturucuları en mütevazi kabin kutularında bile önem taşır.

Hattın uzunluğu ve akustik yutarlık arasındaki ideal denge bulunduğu anda, hava yoğunluğu %30’a kadar artarak “etkin” hat uzunluğunu gerçek fiziksel uzunluğundan çok daha öteye taşır. Bu arka basınç, ana sürücüyü sanki bir mengeneye sıkıştırmış gibi tutar ve kontrol etkinliği dev bir frekans aralığına yayılır, dolayısı ile istenmeyen hoparlör hunisi hareketlerini azaltarak duyulabilir distorsiyonu düşürür. Bu istikrarlı hava yükü, bant genişliğinin tamamının bütün dinleme seviyelerinde duyulabilmesini ve dolayısı ile kulak yorulmasına sebep olmadan uzun süre dinleme yapılabilmesini mümkün kılar.

Kazanımları:

- Daha düşük distorsiyon

- Daha gelişmiş sürücü hakimiyeti

- Daha yüksek SPL

- Kutu boyutlarından beklenenden daha uzun bir alt bas erişimi

- Bütün seviyelerde istikrarlı bir denge

M: Amplifikasyon devi Kanada menşeli Bryston ile olan uzun süreli işbirliğiniz mâlum. Zaten onlar da resmi olarak sizing hoparlörlerinizi önermekteler. Bryston ürünleri, müzik endüstrisindeki birçok kulak tarafından amplifikasyonda “en iyi” olarak nitelendiriliyor. Ancak bu yakınlarda aktif konfigürasyonlarınızda Flying Mole’un ürettiği D sınıfı dijital amplifikatör paketleri görmekteyiz. D sınıfına yönelmenizin arkasındaki sebep nedir? Sizce kafa tutacak kadar iyiler mi?

Andy: Biz DB1+SA ve TB2+SA aktif modellerimizde Flying Mole’un DAD M100 ampli paketlerini kullandık. Onun dışındaki bütün modellerimizde Bryston Power Pack'ler var. O iki modelde Flying Mole'u seçmemizin muhtelif sebepleri vardı.

Entegre edildikleri ürünlerde boyutlar öncelikli hedefti.

Aktif IB1S ve daha üstü odellerimizde kullandığımız Bryston Power Pack’ların ses kalitesi ile kıyaslandığında kafa tutabilecek bir ürün arayışındaydık.

Ayrıca istiyorduk ki bu ürün aynı zamanda hem çok verimli olsun ve çok çok düşük güç tüketimine gereksinim duysun.

Flying Mole pakedi, piyasaya güç kaynağı ile amplifikatör sistemini benzeri olmayan bir geri besleme örnekleme döngüsünde birleştiren “Fusion Technology” adında bir teknoloji sürdü. Piyasaya sürüldüğü tarih olan 2005’te bu teknoloji dijital amplifikatör piyasasında bir devrimdi. Üzerinden neredeyse üç yıl geçmesine rağmen de hâlâ piyasanın başını çekmeye devam ediyor; analog alternatifinin %90 performansını küçük bir kutucuktan size sunuyor.

Son olarak da tabii bu pakedi bir fiyat çerçevesine oturtmamız gerekiyordu.

Flying Mole bu kriterlerin tamamına uydu.

Biz bütün ürünlerimizin performansını çok ciddiye alıyoruz. Kendimizin en ağır eleştiricisiyiz. ses kalitesi ve performansında kendi beklentilerimizi karşılayamayacak bir teknolojiyi ürünlerimizde kullanmamız söz konusu olamazdı.

M: Türkiye pazarındaki hedefleriniz nelerdir?

Andy: PMC’nin profesyonel, ev tüketicisi ve özel tesisatlara yönelik bir ürün yelpazesi var. Öncelikli hedefimiz Türkiye’deki piyasamızı bütün bu düşey pazarlarda farkedilmeyi gerçekleştirip büyüterek oluşturmak.

Bu noktada Türkiye’deki ilk hedefimizi aslında gerçekleştirdik, ki bu da bu düşey pazarlardaki ihtiyaçlarımızı anlayacak, ürünlerimizi bilgilendirici ve profesyonel bir yaklaşımla sunabileceğine güvenebileceğimiz ve Türkiye çapında bir satıcı ağı şebekesi oluşturmamıza yardımcı olacak bir firma ile işbirliğine girmek idi. Bu firma BL Müzik.

Halihazırda Türkiye’de ürünlerimizi kullanan bir profesyonel kullanıcı kitlesi mevcut. Amacımız bu profeyonel referansların adedini yükseltmek zira odyofiller arasında kazanılacak başarı profesyoneldeki başarının doğal bir devamıdır inancındayız.

Geleneksel Profesyonel Kullanıcı pazarımızın yanı sıra, diğer ülkelerde hi-end HiFi ve Ev Sineması pazarlarında da oldukça aktif durumdayız. Türkiye’de de makul bir zaman çerçevesi içerisinde benzer bir başarıyı yakalamak neden olmasın?

M: Mevcut ürün yelpazeniz genel anlamda profesyonel audio pazarının orta ve üst seviye tüketici kesimine hitap ediyor. Markanızı yeni başlayan müzik yapımcılarına da tanıtmak için bütçeye uygun modeller sürme konusunda planlarınız var mı?

Andy: PMC olarak teknolojimizi yeni başlayan müzik yapımcılarına ve mühendislerine götürmek konusunda zaten faaliyet içerisindeyiz. AES ve AES’nin öğrenci çalışma grupları ile uzun bir zamandır süregelen bir işbirliğimiz mevcut, ayrıca dünya çapında muhtelif müzik teknolojisi eğitimi kurumları ile de çalışmalarımız var.

Başlangıç seviyesi ürünü pasif DB1+‘dan tam aktif BB5-XBD’ye kadar PMC’nin pazara sunduğu genişlikte bir ürün yelpazesinin benzerini sunan bir başka üretici daha yok.

Ancak öte yandan da sürekli olarak ürünlerimizi değerlendirmeye tâbi tutup dinleyici kitlemizi genişletme ve şimdiye kadar ürünlerimizi dinleme ve deneme fırsatı bulamamış kullanıcı kitlesinin de ilgisini çekme yollarına bakıyoruz.

M: Okuyucularımıza kayıt, miksaj ve mastering gibi başlıca uygulamalarda doğru monitör seçiminde nelere dikkat etmeleri konusunda bazı tavsiyelerde bulunabilir misiniz?

Andy: Öncelikle, her ne kadar bazı ürünler tasarım veya referans kullanıcı şöhreti yolu ile öyle etiketlerle damgalanma durumunda kalıyorsa da, belli uygulamalar, enstrumanlar veya müzik türleri için belli monitörler kullanılmalı fikrine katılmıyoruz.

Bizim görüşümüze göre, hangi ortamda kullanılırsa kullanılsın, iyi monitör iyi monitör olmalı.

Eğer prodüksiyonun veya kritik dinleme sürecinin herhangi bir aşamasında kaynal materyalin transparan ve doğal reprodüksiyonunu sağlamayan bir monitörünüz varsa, veya ses resminin belli açılarını maskeleme veya renklendirme durumundaysa, orada bir problem var demektir. Mühendis öyle bir durumda istikrarlı ve doğru neticeler çıkaracak özgüven ve yargıdan yoksun olarak çalışmak durumunda kalacaktır.

PMC ürünleri bütün yelpazede istikrarlıdır. Stüdyodan eve, kayıttan miksaja, mastering’e, postprodüksiyona, canlı yayıncılıktan ev sinemasına ve odyofil kullanıma, klasikten rocka, poptan caza her tür müzik türünde kendisini evinde hissettirir.

Herhangi bir monitörü seçerken anahtar, kabinleri alışık olduğunuz tanıdığınız kendi ortamınızda denemektir, -mesela akustiğinin doğru olduğundan emin olduğunuz bir stüdyo veya dinleme odasında, detaylarını neresinin nasıl tınlaması gerektiğini iyi bildiğiniz materyali çalarak.

Özetle, kabinlerden çıkan ses odada duyduğunuz ya da CD’den geliyor olması gerektiğini düşündüğünüz ses değil ise o kabinleri almayın! Gerçi bunu da dedik ama, PMC monitörler genelde kayıtlarda mevcut olup da diğer kabinlerden yansımayan hataları da sıkça ortaya çıkarır.

Mönitörleri asla iTunes veya mp3 gibi sıkıştırılmış ses dosyası formatları ile denemeyin.

Eğer monitörün arkasında oda düzeltme imkânları varsa deneme esnasında bunları mümkün olduğunca düz (flat) tutmaya çalışın. Bu imkânları aşırı kullanma ihtiyacı doğması ya dinleme ortamınızda ciddi akustik sorunların olduğunu, ya da hoparlörlerin size uygun olmadığını gösterir.

Almayı düşündüğünüz bütün ürünleri kendi seçtiğiniz ses materyalini kullanarak A/B testlerine tâbi tutun. Sakın bu testlerin başkalarının seçimi müzik ile yapılmasına kanmayın.

Bütün volüm seviyelerinde dinleyin. Birçok monitör düşük volüm seviyelerinde bas kaybeder. PMC monitörleri bütün seviyelerde full-range bir cevap verir, sadece yüksek volümlerde değil.

Ürünlere vakit ayırıp anlamaya çalışın, herhangi bir karşılaştırma/değerlendirme yapmaya girişmeden önce doğru kurulduklarından emin olun.

Dağılım desenlerinin, imaj ve eksen-dışı cevaplarının sizin çalışma tarzınıza uygun olup olmadığını test edin – eğer kontrol odasında çalışırken (ya da evde dinleme yaparken) sürekli sağa sola hareket etmek durumundaysanız, kafanızı ortada tatlı noktaya mengenelemenizi gerektirecek tarzda imal edilmiş bir kabin almanızın bir anlamı yok.

Sözde "benchmark"lara ve "standart"lara kendinizi kaptırmayın. Herşeyin ötesinde, sizin çalışma tarzınıza uyacak ve sizin kulağınıza doğru gelecek bir ürün almalısınız –başkalarının iyi dediği bir ürün değil.

M: Bu röportaja ayırdığınız vakit için teşekkürler.